İnsan, şehir ve gökyüzü
İç içe
olduğu kadar uzaktır da birbirlerinden
Kapılırsa insan
şehrin ışıklarına
Bir gökyüzü,
o gökyüzünde seyreden yıldızlar olduğunu bile unutur
Güneşin kızıl gelinliğinden bihaber
Olmazsa olmazdır
insan olabilmede ruh
Ve kaybolursa
şehrin karanlık sokaklarında
Aynı şehirde
aynı gökyüzüne bakıp aynı havayı solumadan rahat etmeyen kalp
Artık o
insanda atmıyor demektir.
Yağmur yağdığında
o etrafa yayılan kokuyu algılamadığı gibi
Acaba üşür
mü ıslanır mı diye düşünmez de.
Artık bir
sen olduğunu bile silmiştir hafızasından
Ilık ılık
esen sabah rüzgarını unuttuğu gibi
Ciğerlerini doyasıya
dolduran o derin nefesi almayı unuttuğu gibi
Kaçmak yerine
yağan yağmurda ıslanmayı unuttuğu gibi
Ve aynı
şehirde aynı gökyüzüne bakıp seninle aynı havayı solumadığında
Duyduğu korkuyu
unuttuğu gibi unutmuştur seni de
Ve belki sen
de…
Dostlukların
yerini bin bir çeşit kilitlerin aldığı,
Karanlık sokakları
gibi gökyüzünü de karartan bu şehirde
Unutmak yerine
kendimi, seni, insan olmayı
Yağan yağmurla
eriyip gitmektir tercihim
En azından
son kez görürüm
Aynı şehirde
seninle aynı havayı soluduğum gökyüzünü…