02 Aralık 2014

Sakın gülümseme!

Çok mu güveniyoruz acaba kendimize?
Her şeyi ertelerken neyi düşünüyoruz?
Yoksa zaman bekçiliği diye bir şey var da biz mi bilmiyoruz?
‘Yok, bu olmadı hadi geri alalım’
Senaristi sen değilsin ki değiştiresin
Ya da ‘yarın bunu baştan çekelim’ diyen yönetmen…

Evet, hayatın bir kullanma kılavuzunu henüz çözemedik
Ama her yerde geçerli basit bir kuralı var:
Minicik bir gülümseme.

Diyeceksin ki nasıl olacak bu?
Hadi seni çocukluğuna götüreyim;
Resimler çizerdik küçücük parmaklarımızla.
Çoğu anlamsız çizginin arasında gülümseme vardı aslında,
Gökyüzündeki ihtişamlı güneşi
Kolu bacağı çöp olan Cin Alileri hatırlarsın.
Tam çizemesek de asla unutmazdık bir ufak gülümseme kondurmayı.
Hiçbir resim hatırlamam ki bacasında duman olmasın
Olmadığında da bir leylek yuvası ile sıcacık gülümsemeler,
Soğuk kışta bile kardan adamımız gülümserdi hep.

Hala nasıl olacak mı diyorsun?
Olacak deme, o sende zaten vardı,
Çocukluğumuzdan beri vardı.
Şimdi çay içmeye zaman bile ayırmazken sevdiklerimize,
Asla ertelemezdik oyun arkadaşlarımızı çocukluğumuzda.
Para kazanmayı, iş kurmayı hayal ederken bile gülümserdik,
Şu an her şeyimiz var ama gülümseme adına fikrimiz bile yok!
Yok, sen hala kendi hayatımı kendim yazacağım
Yeri geldiğinde geri alacağım diyorsan
Sakın gülümseme!
Zaman bekçiliğini yaptığın treni zaten kaçırmışsın…

Hiç yorum yok: