Hiç görmediğim,
Yere yansıyan gölgenle tanışmadığım,
Hatırlatılan bir özlemle başlayan ve zaman zaman süregelen kırık muhabbetini özlediğim,
Yıllar şehri, yaşantımızı, nefes alıp verme şeklimizi bile değiştirmişken
Yere yansıyan gölgenle tanışmadığım,
Hatırlatılan bir özlemle başlayan ve zaman zaman süregelen kırık muhabbetini özlediğim,
Yıllar şehri, yaşantımızı, nefes alıp verme şeklimizi bile değiştirmişken
Yüzüne birkaç çizgi ile beyazlamış birkaç saç teli daha ekledi mi? Bilmiyorum.
Yazı yazarken kalemi hangi elinle tuttuğunu bilmediğim gibi, hayata dair hangi kavrama yeni bir mana yüklemek isteyip istemediğini, senin için çiçekler mutluluğun, çocuklar neşenin, gökyüzü huzurun manası mı? Bilmiyorum.
Rakamları sorgulamayı sevdiğin gibi hayatı sorguladığında aslında en çok da yüreğin için bir mana arayıp aramadığını, bir sevda masalı kurgulamadan tüm kalbiyle iki gülümseme bir hoş sohbet tadında bir yüreği bölüşebilmenin manasını tadabildin mi? Bilmiyorum.
Mavi rengi sevdiğin gibi,
Bembeyaz karın şehrin tüm kusurlarını örttüğü saflığı mı yoksa baharın gelişini müjdeleyen karların erime öyküsünü mü seviyorsun? Bilmiyorum.
Hafif gülümsemiş ve bir o kadar da bilmiş tavrınla, yılların yükünü taşıdığı her halinden belli bir kütüphaneci olgunluğunu keşfedebildin mi? Onu da bilmiyorum.
Zihnimin gürültülü kızgınlığı ile yüreğimin sessiz kırgınlığı arasında, bu kadar zaman bekledikten sonra sevince yeşerir mi insanoğlu? Bilmiyorum.