Seni hiç görmedim,
Sesini duymadım,
Yere yansıyan gölgenle hiç tanışmadım,
Yazı yazarken kalemi hangi elinle tuttuğunu bile bilmiyorum.
Ya da hangi rengi sevdiğini,
sonbaharda dökülen yaprakların oluşturduğu ahengi mi yoksa baharla gelen kuş cıvıltıları altında rüzgarın da eşlik ettiği melodiyle sallanan ormanlıkları mı seviyorsun bilmiyorum.
Şanslı rakamının kaç olduğunu,
rakamlarla oynamayı sevip sevmediğini,
her yeni soruya yeni bir heyecanla bakıp bakmadığını bilmiyorum.
En çok neden korktuğunu,
Kaybetmek mi yoksa kaybolmak mı seni daha fazla korkutur bilmiyorum.
En sevdiğin yemeği,
domatesin yanında peyniri, çayın yanında muhabbeti sevip sevmediğini bilmiyorum.
Gözlerinin ne renk olduğunu,
Güldüğünde gözlerine yansıyan sevincin nasıl olduğunu, gülümsemeyi mi gülümsetmeyi mi daha çok sevdiğini bilmiyorum.
Hafif gülümsemiş ve bir o kadar da bilmiş tavrınla neyi bildiğini de bilmiyorum.
Ve daha bir sürü şey…
Sana
ait tek şey hayalden mi rüyadan mı bilinmez yarı bulanık, kimliği belirsiz bir
kare sadece..
Bir bekleyiş değil ama olaki bir gün karşılaşırsak karşımdakinin sen olduğunu anlar mıyım onu bile bilmiyorum.
Asıl mesele seni tanıyamadığımda neler kaybettiğimi anlayıp üzülür müyüm? Bilmiyorum.